Labour konferansı: POLITICO Pub’da öne çıkan 6 detay
Labour konferansı sırasında POLITICO Pub’da konuşan İngiliz siyasetçiler, kamuoyu desteğinden bütçeye ve olası ittifaklara dair mesajlar verdi.
LİVERPOOL, İngiltere — İngiltere’de iktidardaki Labour Partisi’nin yıllık konferansı için Liverpool’da bulunan çok sayıda üst düzey siyasetçi, pazartesi günü POLITICO Pub’da gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Görüşmelerde partinin kamuoyu desteği, yaklaşan bütçe, Reform UK’nin yükselişi ve olası siyasi ittifaklar öne çıktı.
Labour, liderlik değişiminin ardından daha olumlu bir hava yakalamış görünüyor. Ancak hükümetin önünde zorlu bir süreç bulunuyor. Yüksek önem taşıyan bütçenin açıklanmasına bir ay kalırken, kamuoyu yoklamalarının ortalamasına göre Nigel Farage’ın sağ popülist Reform UK partisi Labour’ın yalnızca iki puan gerisinde yer alıyor.
POLITICO Pub’da açıklanan Public First imzalı yeni ankete göre seçmenlerin yüzde 53’ü Labour’ın bir sonraki genel seçimde iktidarını koruma ihtimalini gerçekçi buluyor. Bu oran, eski lider Keir Starmer döneminin son günlerinin yaşandığı mayıs ayında yüzde 33 seviyesindeydi. Sonuçlar, Andy Burnham’ın başbakanlığındaki ilk iki ayın ardından seçmenlerin siyasi tabloya bakışında belirgin bir değişim yaşandığına işaret ediyor.
Partinin genel başkan yardımcısı Lucy Powell da bu iyimser tabloyu destekleyen açıklamalarda bulundu. Powell, Starmer’ın siyasi arenadan çekilmesinin ardından yapılacak Holborn ve St. Pancras ara seçiminde Labour’ın milletvekilliğini koruyacağını düşündüğünü söyledi. Ancak Powell’ın daha önce, Labour’ın Yeşiller karşısında kaybettiği Gorton ve Denton ara seçimi konusunda da benzer bir özgüven sergilediği hatırlatıldı.
Geçen yıl Labour konferansının ana gündeminde Reform UK ve Nigel Farage vardı. Starmer, parti lideri olduğu dönemdeki konuşmasında Reform UK’yi, “İngiltere’ye inanmayı” reddetmekle suçlamıştı. Bu yıl ise Labour’ın yükselen rakibine yaklaşımı daha temkinli bir çizgide kaldı.
Parti Başkanı Bridget Phillipson, Reform UK’nin iyi örgütlenmiş ve güçlü kaynaklara sahip olduğunu belirterek bu partinin siyasi sahneden kısa sürede çekilmeyeceğini söyledi. Phillipson, 2024’te iktidardan düşen Muhafazakâr Parti’nin yeniden hükümet kurabilecek seviyeye gelmesinin ise uzun zaman alacağını savundu.
Labour’ın geçmişteki siyasi dönemine duyulan bağlılık, eski Başbakan Gordon Brown’ın kabine üyeleriyle sürdürdüğü temaslarda da kendini gösterdi. Maliye Bakanı John Healey, hafta sonu Brown’dan aldığı tavsiyelerden söz etmişti. Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York’ta bulunduğu sırada Brown’la telefonda görüştüğünü anlattı. İskoçya Bakanı Douglas Alexander da Brown’ın Healey’e yoğun biçimde mesaj göndermesi üzerine esprili bir değerlendirme yaptı.
Burnham’ın başbakanlık koltuğuna oturması, kabinede de önemli bir görev değişikliğine yol açtı. Daha önce ağırlıklı olarak iç politikaya odaklanan Miliband ve Wes Streeting, şimdi dış dünyaya ve uluslararası meselelerin ayrıntılarına ilişkin sorularla karşı karşıya kalıyor.
Miliband, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Miami’de düzenlenmesi planlanan G20 toplantısına davet etme girişimi konusunda Washington’dan farklı düşündüklerinin işaretini verdi. Dışişleri Bakanı ayrıca İngiltere’nin transatlantik köle ticaretindeki rolü nedeniyle İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerine tazminat ödemesi gerektiği yönündeki çağrılara da mesafeli yaklaştı.
Streeting ise İngiltere ve Avrupa’nın savunma politikalarında “savunmaya çekilmiş” bir tutumdan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Bu açıklama, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Avrupa’nın savunma harcamaları konusunda Trump yönetiminin görüşlerinin dikkate alınması gerektiği yönündeki yaklaşımıyla benzerlik taşıdı.
Burnham konferans öncesinde erken seçeneği dışlamış olsa da seçim sonrasında ortaya çıkabilecek sandalye tablosu üzerine tartışmalar sürüyor. Galler Bakanı Stephen Kinnock, Labour’ın Plaid Cymru ile hükümet ortaklığı kurabileceği yönündeki beklentilere kapıyı kapattı. Kinnock, böyle bir ortaklığın Birleşik Krallık’ın parçalanmasını ve milliyetçi ayrılıkçı politikaları kabul etmeyi gerektirmesi halinde bunun mümkün olmayacağını söyledi.
Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ise POLITICO Pub’daki söyleşide başkentle ilgili yeni bir uygulamayı duyurdu. Üç kez seçim kazanan Labour siyasetçisi, Oxford Street’in yaklaşık bir kilometrelik bölümünün gelecek ay yayalaştırılacağını açıkladı. Düzenlemenin, Noel alışverişlerinin yoğunlaşacağı döneme denk gelmesi bekleniyor.




