Tofaş, Mega Şirket Olma Hedefiyle Büyümeye Devam Ediyor

Tofaş, Stellantis ile birleşmenin ardından cirosunu artırarak mega şirket olma yolunda ilerliyor.

Geçtiğimiz yıl, Tofaş için önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem oldu. Nisan ayında Stellantis Türkiye’nin devralınmasıyla birlikte Tofaş, Fiat’ın yanı sıra Peugeot, Opel ve Citroën markalarını da yönetmeye başladı. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, toplamda 9 markayla Türkiye otomotiv pazarının en büyük oyuncusu haline geldiklerini belirtti. Çok markalı yapının, şirketin risklerini azaltarak uzun vadede rekabet avantajı sağladığını vurguladı.

Eroldu, 2024 yılında 3,5 milyar dolar olan cirolarının, birleşme sonrası 7 milyar doları geçtiğini ve 2026’da 10 milyar doları aşmayı hedeflediklerini ifade etti. “Üç yılda ciromuzu üç katına çıkaracağız” diyen Eroldu, pazar paylarının yüzde 27-30 bandına ulaştığını söyledi.

Stellantis birleşmesi sonrası üretim ve ihracatta da önemli bir sıçrama beklediklerini dile getiren Eroldu, K9 ve K0 projeleri için 500 milyon Euro’luk yeni yatırımlar yapacaklarını açıkladı. Yeni projelerle üretim kapasitelerini 140 binden 400 bin adede çıkarmayı hedeflediklerini belirten Eroldu, “Hayalim, Tofaş’ı 500 bin adet üretim yapan, 300 bin ihracat gerçekleştiren ve iç piyasada 400 bin satan bir mega şirket haline getirmek” dedi.

Aynı zamanda Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı olan Cengiz Eroldu ile birleşme sonrası elde ettikleri büyüklüğü, yeni yatırım planlarını, elektrikli araç dönüşümünü ve Çinli otomotiv üreticileriyle olan rekabeti konuştuk.

2025 yılı, Tofaş için heyecan verici bir yıl oldu. Rekabet Kurulu’ndan Nisan ayında birleşme izni alarak Stellantis Türkiye’yi devraldık. Bu süreçte 400 milyon Euro’luk önemli bir devralma gerçekleştirdik. İki organizasyonu birleştirerek önemli bir kilometre taşına imza attık. 2025 yılı, Tofaş çalışanları için unutulmaz bir yıl oldu.

Bu birleşme ile birlikte Tofaş, ölçek olarak daha büyük bir yapı haline geldi. Artık iç pazarda önemli bir oyuncu olmanın yanı sıra üretici, ihracatçı ve Ar-Ge merkezi kimlikleriyle Türkiye ekonomisine öncülük eden bir şirket konumunu güçlendirdi. Birleşmenin sağladığı fırsatlar, hem iç pazardaki hem de üretimdeki avantajları artırdı. Geçmişte Tofaş, ağırlıklı olarak Fiat markasıyla çalışıyordu, ancak artık tüm markalar için üretim yapabilme kapasitesine sahip.

Stellantis Grubu’nun Fiat, Opel, Citroën ve Peugeot gibi dört ana markası bulunuyor. Bunun yanı sıra Maserati, Jeep, Alfa Romeo, DS ve Ferrari gibi premium segment markalarla birlikte toplamda 9 markayı yönetiyoruz. Marka çeşitliliğimizle sektördeki en zengin portföye sahip şirket konumundayız.

Birleşme sonrası uyum sorunları yaşanmadı. Devir sonrası Stellantis Türkiye’deki tüm çalışanlarımız sorunsuz bir şekilde işlerine devam etti. Genellikle birleşmelerde kayıplar yaşanırken, biz bu süreci başarıyla atlattık. Performansımız da birleşmeden önceki döneme göre aynı hızda devam etti.

2025 yılında, Stellantis’in satışlarının kontrolünün Tofaş’a geçmesine rağmen, yılı 7 milyar dolardan fazla bir ciro ile kapattık. 2026’da bu rakamı üç katına çıkarmayı hedefliyoruz. 2025’i pazar payında yüzde 27’nin üzerinde kapattık ve hedefimiz, yüzde 25-30 arasında bir pazar payını yönetmek.

Yeni yatırımlarımız, Tofaş’ın üretim kapasitesini artıracak. Eylül 2025’te K9 projesi için Doblo yatırım anlaşmasını imzaladık. Ayrıca K0 projesinin Avrupa pazarlarından sonra Kuzey Amerika pazarına ihracatı için de anlaşmalar yaptık. Bu yatırımlarla Tofaş’ın yatırım potansiyeli de artmış olacak. 2026’nın ikinci yarısında Doblo’yu dört marka için Türkiye’de üretmeye başlayacağız.

Toplamda 500 milyon Euro’luk iki büyük ve stratejik yatırım planlıyoruz. Türkiye, Avrupa’da uzun yıllar hafif ticari araçlarda birinci sıradaydı, son iki yıldır ikinciliğe düştü. Ancak Doblo yatırımının devreye girmesiyle birlikte Türkiye otomotiv sanayisini hafif ticari araçlarda yeniden birinciliğe taşıyacağız.

Yeni Doblo’ların elektrikli olacağını düşünmüyoruz, ancak hepsi elektrikliye dönüştürülebilir araçlar olacak. Gelecek projelerimiz “multi enerji” konseptiyle hem içten yanmalı hem hibrit hem de elektrikli araçlar üretmeyi hedefliyor. Ticari araçlarda elektrikli araç talebinin henüz yeterli olmadığını belirtmekte fayda var. Bugün otomobillerde elektrikli araçların payı yüzde 17-18 iken, ticari araçlarda bu oran sadece yüzde 0,05 seviyesinde.

Tofaş, 10 milyar dolardan fazla bir şirket olma hedefiyle yola devam ediyor. Tofaş, Ar-Ge merkezi ile önemli bir hafif ticari araç merkezi konumunda. Ticari araç alanında 25 yıllık bir bilgi birikimimiz var ve bunu uzun yıllar kullanmayı planlıyoruz.

Tofaş, Türkiye’de hem hafif ticari araç hem de otomobil üreten tek işletme konumunda. Fabrikamızda Egea’nın üretimi devam ediyor. Yeni dönemde de ticari araçların yanına yeni otomobil projeleri ekleyerek fabrikanın büyümesini hedefliyoruz. Şu anda kapasitemizin üçte birini kullanıyoruz ve iki yeni projenin toplamı 250 bin kapasite kullanımını getirecek. Dolayısıyla daha bir veya iki proje için yerimiz var.

Yeni yatırımlarla ihracatımızın da artış göstermesi bekleniyor. 2024 yılında 500 milyon Euro’nun üzerinde ihracat gerçekleştirmiştik. 2025’i yaklaşık 800 milyon Euro’nun üzerinde kapatarak, 2026 sonunda ihracatımızı 1 milyar Euro’nun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz.

İç pazarda 2025 yılı hedeflerimizi aştık. Satışlar, beklentimizin üzerinde gerçekleşti. 2025’i 1 milyon 350 bin seviyesinde kapatarak, Stellantis grubumuz içinde Avrupa’da dördüncü büyük pazar haline geldik. 2026’da büyümenin ana motoru ihracat olacak. Ancak müşteri finansmanı, satış sonrası hizmetler, ikinci el ve sigorta gibi alanlarda da büyümeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde Spoticar markamızla ikinci el araç piyasasında daha güçlü bir yer almak istiyoruz. Eurorepar markamızla da bağımsız servislerin olduğu pazarda tüm markalara hizmet veren servis noktaları kuruyoruz. Şu ana kadar 300 servis açtık ve bunu hızlı bir şekilde binli rakamlara taşımayı planlıyoruz.

Fabrikanın kapasitesini artırmak, çözmemiz gereken en önemli sorun. Tofaş’ın kurulu kapasitesini yüzde 100’e yakın kullanacağımız zaman yıllık üretimimiz 140 binden 400 bine çıkacak. Büyüme esas olarak buradan gerçekleşecek. Bu hedefin 3 yıl içinde gerçekleşmesini bekliyoruz.

2025 yılı, otomotivde hem üretim hem de ihracat açısından artan bir yıl oldu. Türkiye’de sektör yılı 1 milyon 450 bin araç üretimiyle kapatırken, ihracat 1 milyon 50 bine yükseldi. Türkiye, otomotivde Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi ve bu durumu sürdüreceğiz. 2026’da otomotivde hem üretim hem de ihracatın artacağını öngörüyoruz. Bu, tamamen Türkiye’deki şirketlerin yaptıkları yatırımların sonucu olacak. Faizlerin düşmesi ve enflasyonun azalması otomotiv satışlarını destekleyecek.

10 yıl sonra geriye baktığımızda Tofaş’taki en büyük izimizin Egea olmasını istiyoruz. 2015-2025 yılları arasında Egea Ailesi, her zaman en çok satan ürün oldu. 2016-2017 yıllarında tek fabrikada 385 bin araç üretimi ile Türkiye’de iki kez üretim rekoru kırdık ve bu rekor hala geçilmedi. Bu başarılar, otomotiv sanayisinde tekrarlanamayacak kadar önemli ve gurur verici.

Gelecekte yeni rekorlar bekliyoruz. Egea’nın başarısının arkasında Tofaş’ın Ar-Ge’si ve Türk mühendisleri var. Egea, Tofaş Ar-Ge’sinin ilk kez tek başına yönettiği bir proje oldu ve Türk müşterisinin isteklerine göre tasarlandı. Bu tür projeler, heyecan verici gelişmelerdir.

Tofaş’ı 500 bin adet üretim yapan, 300 bin ihracat gerçekleştiren ve iç piyasada 400 bin satan bir mega şirket haline getirmek en büyük hayalim.

Türk tüketicisi otomobili bir yatırım aracı olarak görmeye devam ediyor. Enflasyon karşısında oldukça deneyim kazanan tüketiciler, altının değer kazanmasının otomotiv sektörüne olumlu etkisi olduğunu gözlemliyor. Altın bozdurup araç alan tüketiciler mevcut. Türk halkı, kazancını realize etmeyi seviyor ve elde ettiği faiz rantını harcamaya dönüştüren büyük bir kesim var.

Elektrikli araçlara yönelik ciddi teşvikler mevcut. Bu teşviklerin etkisiyle elektrikli araçların pazar payı yüzde 17-18 seviyesine yükseldi. Ancak Avrupa’da teşviklerin kalkmasıyla elektrikli araç talebinin gerilediği gözlemleniyor. Türkiye’de teşvikler sürdüğü sürece elektrikli araç penetrasyonunun büyüme trendi göstermesi bekleniyor. İyi koşullarda, dünyada elektrikli araçların yüzde 30’luk bir penetrasyona ulaşması öngörülüyor.

Elektrikli araç altyapısında Türkiye, Avrupa’dan daha iyi durumda. Avrupa’da 17 araca bir şarj noktası düşerken, Türkiye’de bu oran 9 araca bir şarj noktasıdır. Altyapı konusunda Türkiye’de bir sorun bulunmuyor.

Şirketlerin asıl amacı kâr elde etmek değil, değer yaratmak olmalıdır. Müşteriye değer yarattığınızda, müşteri ürünlerinizi alır ve siz de bunun üzerinden kazanç sağlarsınız. Finansal olmayan işlerimizi iyi yapmamız gerekiyor ki finansal başarı arkasından gelsin. Ölçeğimiz büyüdükçe müşteriye değer yaratma potansiyelimiz artıyor. Kendi finansman şirketimiz ve sigorta broker’ımız var.

“Made in Europe” uygulaması Türk sanayicileri için büyük bir tehdit oluşturuyor. Üretimde kullanılan parçaların yüzde 70’inin AB içinden tedarik edilmesi şartı getiriliyor. Türkiye, Avrupa’nın en önemli otobüs üreticisi konumunda. Eğer bu uygulama geçerli olursa, Türkiye’de üretilen otobüsler Avrupa’daki ihalelerin dışında kalacak. Bu durum, Gümrük Birliği’nin ruhuna aykırı ve ciddi bir risk taşıyor.

En kötü senaryo, Çinli üreticilerin hiçbir şey yapmadan Türkiye’ye gelip araç satmalarıdır. Bu durumu destekliyoruz çünkü burada adil olmayan bir rekabet söz konusu. Çinli otomotiv üreticilerinin çoğu devlet destekli şirketlerdir. Bu noktada, Türk işçisini ve tedarikçisini kullanarak Türkiye’de yatırım yapmaları gerektiğini düşünüyoruz. Rekabet edilecekse adil bir rekabet olmalıdır. Türkiye’de 50 yıldır kurmaya çalıştığımız sanayiyi bırakmak istemiyoruz.

Montaj yerine Ar-Ge merkezlerine ihtiyacımız var. Tofaş’ın 1.000 kişilik Ar-Ge merkezi bulunuyor. Başka bir şirketin böyle bir merkez kurmasını destekleriz. Türkiye otomotiv sanayisinin ihracatının yüzde 17’sini oluşturuyor. Bu sektöre zarar gelmesini istemiyoruz. Elektrikli araçlarda kullanılan parçaların seri üretimi zor ve maliyetli. Yan sanayi, elektrikli araç dönüşümüne hazır değil. Batarya üretimi bile oldukça zor. Bir batarya fabrikasının yatırım maliyeti 4-5 milyar dolar ve kurulması 3 yıl sürüyor. Türkiye’de bu kadar büyük bir sermaye mevcut değil.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu