Çocuk Edebiyatının Tarihsel Seyri ve Gelişimi
Çocuk edebiyatının tarihi gelişimi, 15. yüzyıldan günümüze kadar olan süreci ele alıyor.
Çocuk edebiyatı, günümüzde bağımsız bir edebiyat dalı olarak kabul edilmekte olup, tarihsel kökleri 15. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Bu dönemde, masal, ninni ve halk hikâyeleri gibi sözlü edebiyat unsurlarıyla varlık gösteren çocuk edebiyatı, çocuklara yönelik eser yazımından oldukça uzaktı.
Matbaanın icadıyla birlikte 16. yüzyılda sınırlı sayıda eser basılmaya başlansa da, bu eserler genellikle dini temalar içeren didaktik hikâyelerden oluşmaktaydı. 17. yüzyılda ise çocuklara özel edebiyat ürünlerinin gerekliliği üzerine tartışmalar başlamış ve bu dönemde La Fontaine, fabl masallarıyla önemli eserler vermiştir.
18. yüzyılda, çocukların bakış açısına uygun kitapların yazılması gerektiği anlayışı gelişmiştir. Bu dönemde, yetişkinler için yazılan çocuk kitapları anlayışından vazgeçilirken, Defoe’nun ‘Robinson Crusoe’ ve Swift’in ‘Gulliver’in Gezileri’ gibi eserler çocuk edebiyatına katkı sağlamıştır. Ayrıca, peri masallarının yaratıcısı Charles Perrault’nun ‘Kırmızı Başlıklı Kız’, ‘Uyuyan Güzel’, ‘Külkedisi’ ve ‘Parmak Çocuk’ gibi masalları da bu dönemde basılmıştır.
19. yüzyıla kadar durağan bir seyir izleyen çocuk edebiyatı, bu dönemdeki sosyal ve siyasi olaylardan etkilenmiştir. Sanayileşme ve bilimsel gelişmelerin hızlandığı bu çağda, Jules Verne’in ‘Balonla Beş Hafta’, ‘Dünyanın Merkezine Yolculuk’ gibi eserleri bu etkinin yansımalarını göstermektedir.
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çocuk edebiyatı, 20. yüzyılla birlikte kendi bağımsız türünü oluşturmuştur. Bu dönemde ‘Kovboy Red Kit’ ve ‘Peter Pan’ gibi eserler çocuklara yeni dünyalar sunmuştur. Ayrıca, Lucy Sprague Mitchell’in kaleme aldığı ‘Here and Now Story Book’ okul öncesi ve ilk okuma çağı çocuklarına hitap eden ilk eserlerden biridir. Enid Blyton’un ‘Yaramaz Kızlar’, ‘Afacan Beşler’ ve Antoine de Saint Exupery’nin ‘Küçük Prens’ eserleri de bu dönemde büyük ilgi görmüştür. ‘Küçük Prens’, çocuk edebiyatı yayıncıları için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Ferenc Molnar’ın çocuklara uygun şekilde yeniden yazdığı Ezop Masalları, Grimm Masalları ve Andersen Masalları da bu dönemde ortaya çıkmıştır.
Türkiye’de çocuk edebiyatının gelişimi, dünya genelindeki gelişmelerle paralellik göstermektedir. Ülkemizde çocuk edebiyatına dair ilk yazılı çalışmalar, Tanzimat döneminde başlamıştır. Bu dönemde, Kayserili Doktor Rüştü tarafından kaleme alınan ‘Nuhbetü’l Eftal’ eseri, Türkiye’deki ilk alfabe kitabı olarak kabul edilmekte ve çocuk edebiyatının başlangıcı olarak görülmektedir. Şair Nabi’nin ‘Hayriya’ ve Sümbülzade’nin eserleri de çocuklara yönelik ilk çalışmalar arasında yer almaktadır. İbrahim Alaattin Gövsa, çocuk edebiyatının önemine dikkat çekerek bu alanda eserler vermiştir. Bu dönemde, Gövsa’nın ‘Çocuk Şiirleri’, Ali Ulvi Elöve’nin ‘Çocuklarımıza Neşideler’ ve Ziya Gökalp’in ‘Kızıl Elma’, ‘Yeni Hayat’ ve ‘Altın Işık’ gibi eserleri önemli kabul edilmektedir.
Tanzimat ile birlikte çocuk kavramı daha fazla önem kazanmış ve yazılacak eserlerin çocuklara uygunluğu tartışılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet dönemiyle birlikte çocuk ruhu ve bakış açısı üzerine çalışmalar artış göstermiştir. Bu dönemde Faruk Nafiz Çamlıbel, Mahmut Yesâri, Reşat Nuri Güntekin gibi önemli yazarlar çocuk edebiyatına katkıda bulunmuşlardır. Eflatun Cem Güney’in ‘Açıl Sofram Açıl’ ve ‘Dede Korkut Masalları’ ise ‘Dünya Çocuk Edebiyatı Onur Belgesi’ ödülünü kazanmıştır.
1960’lı yıllarda yazılan eserlerde dönemin değerlerini çocuklara aktarma ve erdemli olma temaları ön plana çıkmıştır. Cahit Uçuk’un ‘Türk İkizleri’, ‘Gümüş Kanat’ ve ‘Mavi Ok’ gibi eserleri bu dönemde çocuklara yönelik önemli yapıtlar arasında yer alır. 1980 sonrası dönemde ise çocuk edebiyatının bağımsız bir tür olarak varlığını sürdürmesi gerektiği vurgulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın işbirliği ile çocuk edebiyatı alanında bilimsel çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.
Günümüzde çocuk edebiyatı, çağın gereksinimlerine göre şekillenen ve çok sayıda eserin üretildiği bir dönem içerisindedir. Bilgi çağının getirdiği bilimsel gelişmeler, eser üretimini kolaylaştırmış ve yayınevlerinin maliyet dengelerine dayalı yayın politikaları, çocuk edebiyatı ürünlerinde bir artışa neden olmuştur. Ancak, alanında uzman yazarların yanı sıra sadece ticari kaygılarla üretilen eserlerin sayısının da arttığı gözlemlenmektedir. Çocuk edebiyatıyla ilgili geçmişten günümüze birçok tanım ve kavram ortaya çıkmış olsa da, henüz bir görüş birliğine varılamamıştır. Hangi kitapların çocuk kitabı olarak kabul edileceği konusundaki tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Meriç’e göre çocuk edebiyatının sınırları yoktur; çocuklar için yazılan her eser bu alana dahildir. Taşdelen ise çocuk edebiyatını, çocukların anlatım tarzı ve düşünce sistemini ifade etme biçimi olarak tanımlamaktadır. Bu değerlendirmelere rağmen, çocuk edebiyatı eserlerinde bulunması gereken temel unsurlar genel olarak kabul görmektedir.




