Mansur Yavaş sonrası cumhurbaşkanlığı yarışı değişti

Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası cumhurbaşkanlığı yarışındaki dengeleri değiştirdi. Yavaş’ın önündeki seçenekler ve Erdoğan’ın avantajları değerlendiriliyor.

Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ardından CHP’den istifa etmesi, muhalefetin cumhurbaşkanlığı hesabını yeniden gündeme taşıdı. Görüşmenin kamuoyuna yansıdığı sırada açıklama yapan Özgür Özel, Yavaş’ın kendisinden onay aldığını söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise istifa kararını medyadan öğrendiği belirtildi.

Bu gelişme, Yavaş ile Özel arasındaki yakın siyasi ilişkiyi de görünür hale getirdi. Buna karşılık, Yavaş’ın siyasi kariyerinde önemli bir rol üstlenen Kılıçdaroğlu ile aynı iletişimin kurulmadığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti. Kılıçdaroğlu’nun uzun süre sessiz kalmasının ardında ise Yavaş’ı CHP’den koparan kişi olarak anılmak istememesi olduğu ileri sürüldü.

Bir CHP yetkilisinin değerlendirmesine göre Kılıçdaroğlu, Yavaş’ın kendi kararıyla partiden ayrılmasını bekleyerek siyasi sorumluluk üstlenmek istemedi. Siyasette bu yaklaşım, bir kişiyi doğrudan tasfiye etmek yerine sürecin kendiliğinden sonuçlanmasına izin vermek anlamında “meyveyi dalında çürütmek” şeklinde ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanlığı hesabında yeni dönem

Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılması, cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak aday planını zora soktu. CHP desteğinden uzak kalan Yavaş’ın, adaylığı kesinleşmeden siyasi hareket alanının daraldığı yorumları yapılıyor. Bu tablo, Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından ise avantajlı bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Ancak Erdoğan’ın yalnızca muhalefetteki dağınıklığa güvenerek hareket etmediği vurgulanıyor. AK Parti’nin yetkili kurullarında muhalefetin dikkatle izlenmesi, sahada ve yüz yüze siyasetin ihmal edilmemesi gerektiği yönünde uyarılar yaptığı aktarılıyor. Erdoğan’ın, kamuoyunda küçümsenen siyasi oluşumların dahi ciddiyetle takip edilmesi gerektiğini savunduğu belirtiliyor.

İktidar açısından ikinci önemli başlık ise ekonomi. Erdoğan’ın rakipleri kim olursa olsun onları ciddiye aldığı, ancak seçmenin gündemindeki temel meselenin ekonomik sıkıntılar olduğunun farkında bulunduğu ifade ediliyor. AK Parti toplantılarında ekonomide sorunlar bulunduğunu kabul eden Erdoğan’ın, bu sorunların çözümü için gerekli araçlara sahip olduklarını ve ekonomiyi toparlayacaklarını söylediği aktarılıyor.

Mevcut tabloda Ekrem İmamoğlu cezaevi, diploma tartışması ve yargı süreçleriyle karşı karşıya bulunuyor. Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılması da muhalefetin ortak aday formülünü zayıflatıyor. Bu nedenle Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adaylığı ihtimali daha fazla konuşulmaya başlandı. Çok adaylı bir yarış ihtimali güçlenirken, seçime mevcut iktidarın daha avantajlı girebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Mansur Yavaş için üç seçenek

Mansur Yavaş’ın bundan sonra izleyeceği yol, siyasetin ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Önünde üç temel seçenek bulunduğu değerlendiriliyor: Bağımsız kalmak ve yeniden aday olmamak, Yeni Parti’ye katılmak ya da AK Parti’ye geçmek.

Yavaş’ın siyaseti tamamen bırakacağı ihtimali ise zayıf görülüyor. Daha önce MHP’den ayrılarak CHP’ye geçen, ardından CHP’den istifa eden bir siyasetçinin, kamuoyu yoklamalarında önde olduğu bir dönemde siyasi kariyerine son vermesi beklenmiyor. Siyasi hayatının en güçlü dönemlerinden birini yaşayan Yavaş’ın, farklı partilerin ilgisi sürerken siyasetten çekilmek yerine yeni bir rota belirleyeceği düşünülüyor.

Asıl tartışma, Yavaş’ın muhalefet içinde mi kalacağı yoksa AK Parti’ye mi geçeceği noktasında düğümleniyor. Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan’ın karşısına çıkması ya da AK Parti’ye katılarak bir dönem daha Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışması ihtimaller arasında gösteriliyor.

AK Parti’ye geçiş ihtimalini daha güçlü gören değerlendirmelere göre bu senaryo, her iki taraf açısından da avantaj sağlayabilir. AK Parti, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni kazanma ihtimalini artırırken, güçlü bir cumhurbaşkanı adayını da yarışın dışına çekmiş olur. Bu nedenle Yavaş’ın olası transferi, siyasi açıdan karşılıklı kazanç sağlayan bir denklem şeklinde yorumlanıyor.

Yavaş’ın CHP’den ayrılmasıyla birlikte onunla hareket eden belediye başkanlarının geleceği de önem kazanacak. Seçim yaklaştıkça bu isimlerin siyasi arayışa girmesi bekleniyor. Yavaş’ın bir ekip ile hareket ettiği değerlendirmesi, önümüzdeki dönemde yalnızca kendi kararının değil, çevresindeki belediye başkanlarının tercihlerinin de siyasi denklemi etkileyebileceğine işaret ediyor.

Yeni Parti’deki mücadele CHP’ye yansıyabilir

Yeni Parti’den CHP’ye geçmek isteyen bazı milletvekillerinin Kılıçdaroğlu ile temas kurduğu belirtiliyor. Bu isimlerin parti içinde kendilerine yer bulup bulamayacağı, 14-15 Kasım tarihlerinde yapılması planlanan kurultayın ardından netleşebilir. Şimdilik üç milletvekilinin CHP’ye geçmek istediği konuşulurken, kurultay sonrasında bu sayının artabileceği ifade ediliyor.

Yeni Parti’de Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu’na yakın gruplar arasında sert bir güç mücadelesi yaşandığı aktarılıyor. Bu iki grubun dışında kalan ve kendisini dışlanmış hisseden isimlerin de yeni siyasi arayışlara yönelmesi mümkün görülüyor. Bu nedenle kurultay, yalnızca Yeni Parti’nin yönetim yapısı açısından değil, CHP’ye geçmeyi düşünen milletvekilleri bakımından da belirleyici olacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu