Erdoğan-Mansur Yavaş görüşmesi: Çelik’ten açıklama
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Erdoğan-Mansur Yavaş görüşmesi için “son derece doğal” değerlendirmesinde bulundu; gündemdeki başlıkları açıkladı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş arasındaki görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Erdoğan-Mansur Yavaş görüşmesinin olağan bir buluşma olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlarından gelen randevu taleplerini programının uygunluğuna göre kabul ettiğini söyledi.
Çelik, Yavaş’ın Ahlat dönüşünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan randevu istediğini, görüşmenin de Erdoğan’ın takdiriyle gerçekleştiğini aktardı. Görüşmede Ankara’nın sorunları ve gelecek dönemde hayata geçirilmesi planlanan yatırımların ele alındığını belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlığı geçmişi nedeniyle kentlerin altyapı ihtiyaçları, şehir yaşamının geliştirilmesi ve vatandaşların yaşam standartlarının yükseltilmesine yönelik projelere özel önem verdiğini ifade etti.
Terörsüz Türkiye süreci takip ediliyor
Çelik, açıklamasında Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri kapsamında yürütülen çalışmalara da değindi. Yüksek oyla kabul edilen yasanın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında bir kurul oluşturulduğunu belirten Çelik, kurulun ilk toplantısını yaptığını ve çalışmaların yürütülmesi amacıyla alt komisyonların belirlendiğini kaydetti.
Örgütün feshi ve tasfiyesi sürecinin izleneceğini söyleyen Çelik, yasal düzenlemeden yararlanılabilmesi için bu sürecin tamamlanması gerektiğini ifade etti. Silahsızlandırma konusunda ilgili kurumların çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Çelik, Iraklı muhataplarla yoğun temas yürütüldüğünü ve Türkiye’nin güvenliğiyle bölgesel gelişmelerin birlikte ele alındığını söyledi.
Suriye’deki durumun da sürecin en kritik başlıklarından biri olduğunu belirten Çelik, ülkenin Esad rejiminin ardından yeni bir döneme girdiğini, SDG’nin oluşturduğu yapı, güneydeki ayrılıkçı yapılanmalar ve etnik ya da dini provokasyonların bölgesel riskleri artırdığını dile getirdi.
Çelik, SDG’nin feshedilmesi ve silahlı unsurların terörden arındırılması gerektiğini daha önce de ifade ettiklerini hatırlattı. SDG’nin feshedildiğini belirten Çelik, örgütün bölgedeki entegrasyon sürecinin takip edildiğini söyledi. Fesih ve tasfiye kararlarının yalnızca söylem düzeyinde kalmaması, sahada da uygulanması gerektiğini vurgulayan Çelik, bunun Türkmen, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Nusayri ve Ezidiler başta olmak üzere tüm toplulukların geleceği açısından önem taşıdığını kaydetti.
Bölgedeki ayrılıkçı girişimlerin, hangi kimlik veya ideoloji adına yürütülürse yürütülsün, dış güçlerin çıkarlarına hizmet edebildiğini savunan Çelik, Türkiye’nin birlik, bütünlük ve kardeşlik anlayışını korumasının önemine dikkat çekti. Siyasi aktörlerin daha makul ve kapsayıcı bir dil kullanması gerektiğini belirten Çelik, söylemlerin somut bir gelecek hedefiyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Karadeniz’deki riskler
Dünyanın uluslararası hukuk ve ortak ilkelerin ciddi biçimde aşındığı bir dönemden geçtiğini ifade eden Çelik, Rusya-Ukrayna savaşının karşılıklı yıpratma mücadelesine dönüştüğünü söyledi. Taktik kazanımlar üzerinden devam eden çatışmaların iki tarafı da ağır biçimde yıprattığını belirten Çelik, savaşın daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali ve daha gelişmiş silahların kullanılmasına yönelik tartışmaların kaygı verici olduğunu dile getirdi.
Karadeniz’de Türk sivil gemilerinin hedef alınmasını kabul edilemez bulduklarını belirten Çelik, bugüne kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı ise 35 Türk işletmeli geminin hedef alındığını söyledi. Türkiye’nin konuyla ilgili uyarılarını ve diplomatik takibini sürdürdüğünü aktaran Çelik, savaşın sona ermesi için İstanbul’da yeniden müzakere zemini oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Çelik, dünyanın aynı anda birden fazla bölgede çatışmalarla karşı karşıya kaldığını, bu durumun tedarik zincirlerinden küresel barışa kadar geniş bir alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kalıcı bir barış zemini kurulamadığını savunan Çelik, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin bölgesel ve küresel etkilerinin daha da büyüyebileceği uyarısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çatışmaların ilk gününden itibaren gerilimin tırmanmasını önlemek ve can kayıplarını durdurmak için diplomatik girişimlerde bulunduğunu belirten Çelik, yeniden müzakere sürecine dönülmesi ve provokasyonlardan kaçınılması amacıyla temasların sürdüğünü kaydetti.
Filistin ve bölgesel gelişmeler
Çelik, İsrail hükümetinin Lübnan, İran ve Filistin’e yönelik politikalarını da eleştirdi. Yeni yerleşim alanlarının iki devletli çözümü zorlaştıracak stratejik bölgelerde ilan edildiğini belirten Çelik, İngiltere ve Avrupa Birliği’nden gelen tepkilerin İsrail’in uygulamalarının ulaştığı boyutu gösterdiğini söyledi.
Filistinlilerin “gönüllü göçü” ifadesiyle yerlerinden edilmesinin meşrulaştırılmaya çalışıldığını savunan Çelik, Gazze’deki uygulamaların Filistinlileri bölgeden çıkarma politikasının parçası olduğunu ileri sürdü. Netanyahu hükümetinin seçim süreci yaklaştıkça daha saldırgan bir çizgi izleyebileceğini belirten Çelik, uluslararası toplumun somut adımlarla bu politikalara karşı çıkması gerektiğini ifade etti.
Çelik, bölge ülkelerinin kendi iradeleriyle barışın korunmasına katkı sunması amacıyla gündeme gelen Mekke Anlaşması’nın bölgesel iş birliği açısından bir model oluşturabileceğini söyledi. İttifakın bölgedeki tüm devletlere açık olduğunu belirten Çelik, oluşumun hedefinin bölgesel barışı güçlendirmek ve istikrara yönelik tehditleri azaltmak olduğunu kaydetti.
Eğitim gündemi
OECD’nin Türkiye’nin PISA sonuçlarına ilişkin olumlu değerlendirmelerini de yorumlayan Çelik, matematik, okuma ve fen alanlarında ortalama öğrenci performansının artmasının önemli olduğunu söyledi. Öğretmenlerin, öğrencilerin ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın çalışmalarının yanı sıra hükümetlerin eğitim yatırımlarının bu sonuçlarda etkili olduğunu belirtti.
Yükseköğretim Kurulu tarafından üniversitelere Terörsüz Türkiye sürecine katkı sunmaları yönünde yazı gönderildiğini aktaran Çelik, akademik dünyanın bölgesel sorunlara ilişkin çalışmalar yürütmesinin ve geleceğe yönelik vizyon oluşturmasının değerli olduğunu ifade etti.




