Fındık fiyatları için Ferrero ve ihracatçılara inceleme
Fındık fiyatları TMO’nun 250 liralık alım fiyatına rağmen 170-180 liraya geriledi. Ferrero ve büyük ihracatçılar için inceleme çağrısı yapıldı.
Fındık fiyatları, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı alım bedeli ile serbest piyasa arasındaki fark nedeniyle yeniden gündemde. Levant kalite fındık için 250 lira olarak duyurulan fiyata rağmen piyasada ürünün 170-180 lira seviyelerine kadar gerilemesi üzerine Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu sahada inceleme başlattı.
Üretici temsilcileri ve bölge siyasilerinin çağrılarının ardından yürütülen çalışmalarda, Altınordu Ziraat Odası’ndan da değerlendirme raporu istendi. Oda Başkanı Atakan Akça, hazırladıkları raporu çözüm önerileriyle birlikte müfettişlere ilettiklerini açıkladı.
İncelemenin ihracat verilerinden başlatılması istendi
Akça, TMO’nun taban fiyatının yüzde 30-40 altında piyasa oluşmasının mutlaka araştırılması gerektiğini belirtti. Açıklanan 250 liranın ürün için ulaşılması gereken en düşük seviye olduğunu savunan Akça, bu bedelin altında fiyat oluşmasının nedenlerinin ortaya çıkarılmasını istedi.
İncelemenin yalnızca üreticinin ürününü kime sattığı üzerinden yürütülmemesi gerektiğini ifade eden Akça, araştırmanın ihracat rakamlarından geriye doğru ilerletilmesini önerdi. Hangi firmanın yurt dışına ne miktarda ve hangi bedelle satış yaptığı, ürünü kimden aldığı ve fiyat zincirinin nasıl oluştuğunun resmi kayıtlar üzerinden incelenebileceğini söyledi.
İhracatçı birlikleri, borsalar ve kamu kurumlarında bulunan kayıtların bu konuda önemli veriler sağlayacağını belirten Akça, soruşturmanın öncelikle yüksek miktarda ihracat yapan şirketlere yöneltilmesi gerektiğini kaydetti. Ferrero’nun yanı sıra Türkiye’nin ilk 100 veya ilk 500 ihracatçısı arasında yer alan firmaların incelenmesiyle sorunun kaynağına daha hızlı ulaşılabileceğini savundu.
Akça, sebze ve meyve sektöründe daha önce görülen çok aşamalı faturalandırma yapısının fındıkta da bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini dile getirdi. Bu nedenle çalışmanın doğrudan tüccar veya manav seviyesinden başlatılmaması, ihracat fiyatlarından üreticiye doğru kapsamlı biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.
Denetimin sadece ticari defterlerle sınırlı kalmaması gerektiğini de vurgulayan Akça, işletmelerin farklı adreslerde bulunan depolarındaki fiziki stokların kontrol edilmesini istedi. Hangi firmanın hangi depoda ne kadar fındık bulundurduğunun belirlenmesinin, gerçek tabloya ulaşılması açısından gerekli olduğunu ifade etti.
Üreticiler TMO’ya yöneldi
Serbest piyasadaki düşük fiyatların üreticiyi ürününü zararına satma riskiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Akça, birçok üreticinin TMO’ya teslim seçeneğine yöneldiğini söyledi. TMO için yaklaşık 210 bin tonluk randevu oluşturulduğunu, bu işlemin 80-100 bin üreticiyi kapsadığını ve depolara yaklaşık 60 bin ton fındık girdiğini aktardı.
Alımların başlamasından sonraki 20-24 günlük dönemde TMO’nun günlük ortalama 1.500 ton ürün kabul ettiğini belirten Akça, yoğun talep nedeniyle ek depo ve ekip talebinde bulunduklarını açıkladı. TMO’daki ekip sayısının 80’e çıkarıldığını, ihtiyaç sürerse bu sayının 100’e yükseltilebileceğinin kendilerine bildirildiğini söyledi.
İlçelerdeki alım kotalarının resmi rekolte verilerine göre belirlendiğini anlatan Akça, yüksek verim alınan bazı bölgelerde üretici talepleri doğrultusunda artış yapıldığını kaydetti. Buna göre Altınordu’da 76 kilogram olan kota 100 kilograma, Ulubey’de ise 102 kilogramdan 123 kilograma çıkarıldı. Rekolte tespitinde 100 kilogramın üzerinde verim belirlenen ilçelerde kotanın yüzde 30 artırılması kararlaştırıldı.
FİSKOBİRLİK için yeniden yapılanma çağrısı
Akça, FİSKOBİRLİK’in üretici lehine daha etkili bir piyasa aktörü olabilmesi için yeniden yapılandırılması gerektiğini savundu. Kurumun üretici kooperatifi niteliğine rağmen mevcut yapısıyla serbest piyasa koşullarında yeterli katkıyı sunamadığını belirten Akça, FİSKOBİRLİK’in hem marka gücünü hem de üreticiyi temsil etme işlevini kullanabilecek bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
TMO’nun alımlarıyla üreticiye güvence sağladığını belirten Akça, FİSKOBİRLİK’in de kalıcı ve etkin bir piyasa aktörü olarak yeniden üreticinin hizmetine sunulması gerektiğini söyledi.




