Çeklerin Güvenilirliği Sorgulanıyor: Yeni Ödeme Yöntemleri
Son dönemde artan karşılıksız çek vakaları, çeklerin güvenilirliğini sorgulatıyor. Alternatif ödeme yöntemleri öne çıkıyor.
Av. Arb. Ege Demiralp
Ticari alanda çek, uzun yıllar boyunca güvenilir bir ödeme aracı olarak kabul edilmiştir. Ancak son zamanlarda karşılıksız çek olaylarının artması, piyasada ciddi bir güven bunalımına yol açmaktadır. Karşılıksız çek, her durumda dolandırıcılık suçunu oluşturmadığı için alacaklılar açısından önemli bir hukuki belirsizlik yaratmaktadır.
Karşılıksız Çek ve Dolandırıcılık İlişkisi
5941 sayılı Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etmek, “Çek’te Karşılıksızdır İşlemi Yapılmasına Sebebiyet Verme” suçunu oluşturur. Ancak bu durum, Türk Ceza Kanunu’ndaki dolandırıcılık suçundan farklıdır. Dolandırıcılığın oluşabilmesi için, baştan itibaren hileli bir davranışla aldatma kastının bulunması gerekmektedir. Çoğu ticari anlaşmazlıkta, çekler ödeme güçlüğü nedeniyle karşılıksız kalmakta ve başlangıçta dolandırıcılık unsuru ispat edilemediğinden bu suç oluşmamaktadır. Dolayısıyla, bir kişi birden fazla karşılıksız çek keşide etse bile, her durum otomatik olarak dolandırıcılık kapsamına girmemektedir.
Alacaklıların Seçenekleri
Karşılıksız çek durumunda alacaklıların başvurabileceği yöntemler arasında icra takibi başlatmak, Çek Kanunu kapsamında şikayette bulunmak, alacak davası açmak ve ihtiyati haciz talep etmek yer almaktadır. Ancak pratikte, borçlunun malvarlığı yoksa veya şirket içi boşaltılmışsa, hukuki süreçler uzayabilir ve tahsilat zorlaşabilir.
Alternatif Ödeme Yöntemleri
Karşılıksız çek nedeniyle icra takibi başlatılsa bile, borçlunun malvarlığının olmaması veya şirketin içinin boşaltılması durumunda alacaklılar uzun ve zorlu bir süreçle karşılaşabilir. Kağıt üzerinde güçlü bir kambiyo senedine sahip olmak, her zaman tahsil imkanı sağlamaz. Özellikle ekonomik daralma dönemlerinde şirketlerin aktiflerini azaltması veya faaliyetlerini durdurması, icra süreçlerini sonuçsuz bırakabilmektedir. Bu nedenle ticari hayatta sadece çek almak yeterli görülmemekte, ödeme yönteminin baştan doğru bir şekilde belirlenmesi önem kazanmaktadır.
Banka teminat mektubu, çek yerine tercih edilebilecek en sağlam alternatiflerden biridir. Bu yöntemde, borçlu değil, banka ödeme taahhüdünde bulunur. Böylece ödeme riski doğrudan bankanın mali gücüne bağlı hale gelir ve alacaklı açısından tahsil güvenliği artar. Uluslararası ticarette akreditif sistemi de daha güvenli bir yapı sunmaktadır; banka, sözleşmede belirlenen şartların yerine getirilmesi durumunda ödemeyi garanti eder, bu sayede taraflar arasındaki güven sorunu bankacılık sistemi aracılığıyla minimize edilir.
Aval verilmiş senetler de çekten daha güçlü bir teminat sağlayabilir. Senet üzerinde bankanın ya da mali gücü yüksek bir üçüncü kişinin aval imzası bulunması, borç ödenmediği takdirde ikinci bir muhatap yaratır. Ayrıca, rehinli veya teminatlı satış modellerinde alacak, doğrudan bir malvarlığı unsuru ile güvence altına alınır. Taşınır rehni, ticari işletme rehni veya diğer teminat mekanizmaları sayesinde alacaklı, borcun ödenmemesi halinde doğrudan teminat üzerinden tahsil yoluna gidebilir.
Büyük hacimli ve sürekli ticari ilişkilerde alacak sigortası da önemli bir koruma sağlar. Bu sistemde, borçlu ödeme yapmadığında sigorta şirketi belirli şartlar dahilinde alacağı karşılar, böylece ticari risk paylaşılmış olur. Son olarak, bloke çek veya banka onaylı çek uygulamaları, klasik çek sistemine göre daha güvenli bir yapı sunmaktadır. Bu yöntemlerde bankanın belirli bir tutarı bloke etmesi veya çekin arkasında ödeme teyidi bulunması, karşılıksız kalma riskini azaltır.
Sonuç olarak, çek hukuken güçlü bir kambiyo senedi olmasına rağmen, ekonomik risklerin arttığı dönemlerde tek başına yeterli güvence sağlamayabilir. Günümüzde asıl mesele, alacağın varlığı değil, tahsilatın güvence altına alınmasıdır. Ticari sözleşmeler hazırlanırken ödeme yöntemi ve teminat yapısının en baştan planlanması gerekmektedir; aksi takdirde hukuki hakların varlığı pratikte yeterli olmayabilir.




