Hürmüz Boğazı’ndaki Kesinti Ekonomiyi Tehdit Ediyor
Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatındaki kesintiler, dünya ekonomisinde yeni bir enflasyon ve durgunluk dalgası riski yaratıyor.
Küresel enerji piyasalarının en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatının durması, dünya ekonomisinde ciddi kırılganlıklar yaratabilir. Capital Economics tarafından hazırlanan olumsuz senaryoda, Brent petrol fiyatlarının 150 dolara, Avrupa doğal gazının ise 90 Euro’ya kadar yükselebileceği öngörülüyor.
Boğazın uzun süre kapalı kalması durumunda, petrol ve doğal gaz fiyatlarının artışıyla birlikte ABD’de enflasyonun yüzde 5’e yaklaşabileceği, Avrupa’da ise stagflasyon ve resesyon riskinin artacağı belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Irak, Bahreyn ve İran’ın enerji ihracatında kritik bir rol oynamaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçmektedir. Bu miktar, deniz yoluyla gerçekleştirilen küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birine karşılık gelmektedir. Ayrıca, boğaz dünya sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin de yaklaşık beşte birini taşımaktadır.
Capital Economics, temel senaryosunda enerji sevkiyatındaki aksamanın uzun sürmeyeceğini öngörüyor. Bu tahmin doğrultusunda, Brent petrol fiyatlarının yıl sonunda 75 dolara kadar gerileyebileceği düşünülüyor. Opsiyon piyasalarındaki fiyatlamalar, yatırımcıların kalıcı kapanma yerine geçici kesinti ihtimaline daha çok odaklandığını gösteriyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi, Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin arttığını ve yıl sonuna doğru üretim ve ticaret akışlarının normalleşebileceğini ifade ediyor.
Ancak, boğazdaki geçişlerin yeniden durması durumunda piyasanın ilk tepkisinin sert olabileceği değerlendiriliyor. Enerji sevkiyatındaki uzun süreli bir kesinti, Brent petrol fiyatlarını ilk aşamada 120 dolara kadar yükseltebilir. Stokların hızla azalması ve alternatif güzergahların yetersiz kalması durumunda fiyat artışının daha da derinleşebileceği belirtiliyor.
Kapanmanın aylarca sürmesi ve bölgedeki enerji altyapısının zarar görmesi durumunda, Brent petrol fiyatlarının 150 dolara kadar çıkabileceği tahmin ediliyor. Capital Economics’in daha önce yayımladığı ağır şok senaryosunda, üç ay süren çatışmalar ve üretim kapasitesindeki kalıcı hasarların petrol fiyatlarını 150 dolara taşıyabileceği değerlendirilmişti. Ayrıca, Avrupa doğal gazının megavatsaat başına 54 Euro’dan 90 Euro’ya çıkması da olumsuz senaryoda öne çıkan bir diğer risk olarak gösteriliyor.
Körfez ülkeleri, Hürmüz üzerinden yapılan sevkiyatın bir kısmını alternatif boru hatlarına yönlendirebiliyor. Ancak mevcut altyapının, tam kapanmanın yaratacağı kaybı karşılaması mümkün görünmüyor. Uluslararası Enerji Ajansı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden kullanılabilecek alternatif kapasitenin günlük 3,5 ila 5,5 milyon varille sınırlı olduğunu belirtmektedir. Buna karşın Hürmüz’den geçen toplam petrol miktarı günlük yaklaşık 20 milyon varil civarındadır. Özellikle Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatı için deniz yolunun yerini alabilecek yeterli bir alternatif bulunmamaktadır.
Enerji krizinin ilk etkileri, stratejik ve ticari petrol stokları kullanılarak sınırlanabilir. Ancak kesintinin uzaması durumunda bu koruma giderek zayıflayacaktır. Uluslararası Enerji Ajansı, mart ayında Orta Doğu kaynaklı arz kaybına karşı 400 milyon varillik acil stokun piyasaya sunulmasına karar vermişti. Kurum, düzenli Hürmüz trafiğinin yeniden başlamaması durumunda stokların kalıcı biçimde telafi edilemeyeceğini vurgulamaktadır.
Petrol fiyatlarının 150 dolara ulaşması, ABD’de benzin ve ulaşım maliyetleri üzerinden tüketici fiyatlarını yeniden artırabilir. Olumsuz senaryoda, ABD enflasyonunun yüzde 5’e yaklaşabileceği, 2026 büyümesinin ise yüzde 2,2’den yüzde 1,7’ye gerileyebileceği tahmin ediliyor. Yılın ikinci yarısındaki büyüme hızının ise yüzde 1’in altına inebileceği değerlendirilmektedir.
Enerji ithalatına daha bağımlı olan Avrupa’nın, olası bir şoktan ABD’ye göre daha sert etkilenebileceği belirtiliyor. Euro Bölgesi’nde ekonomik büyümenin durma noktasına gelmesi ve enflasyonun yüzde 6’yı aşması bekleniyor. İngiltere’de ise enflasyonun yüzde 7’ye ulaşabileceği ve ekonominin resesyon baskısıyla karşılaşabileceği öngörülüyor. Yüksek enflasyon ile zayıf büyümenin aynı anda görülmesi, Avrupa’da stagflasyon riskini artırabilir.
Hürmüz Boğazı’ndan taşınan petrolün yaklaşık yüzde 80’i Asya pazarlarına gitmektedir. Bu nedenle, boğazdaki uzun süreli bir kapanmanın Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore üzerinde doğrudan etkili olması bekleniyor. Çin’in petrol stoklarını kullanarak piyasa üzerindeki baskıyı azaltmaya çalışabileceği ancak bu yöntemin uzun süre devam ettirilemeyeceği ifade ediliyor. Hindistan’ın 2026 büyüme tahmininin de olumsuz senaryoda yüzde 6,5’ten yüzde 5,5’e gerileyebileceği öngörülüyor.
Enerji maliyetlerinin ulaşımdan gıdaya, sanayiden ücretlere kadar ekonominin geneline yayılması, merkez bankalarının önündeki seçenekleri daraltabilir. Capital Economics’in olumsuz senaryosunda yıl sonu politika faizlerinin ABD’de yüzde 4,63’e, Euro Bölgesi’nde yüzde 3,25’e ve İngiltere’de yüzde 4,75’e çıkabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, büyüme zayıflamasına rağmen merkez bankalarının enflasyonu kontrol altına almak için yeniden faiz artırma gerekliliğini ortaya koyuyor.
Petrol fiyatlarının 150 dolara çıkması, Capital Economics’in ana beklentisi değil; Hürmüz’ün uzun süre kapalı kalması, alternatif yolların yetersizleşmesi ve stokların hızla tükenmesi üzerine kurulu ağır risk senaryosunu yansıtmaktadır.




