E-ihracat lojistiği 0-5 kilogram aralığında kaldı
E-ihracat lojistiği Türkiye’de ağırlıklı olarak 0-5 kilogramlık paketlere ve ABD pazarına odaklanıyor. Uzmanlar, yeni pazar fırsatlarına dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte e-ticaretin toplam ticaret içindeki payının yüzde 21’e ulaşması beklenirken, Türkiye’de bu oran yüzde 20 seviyesinde bulunuyor. E-ticaretin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla içindeki payı ise yaklaşık yüzde 7 olarak hesaplanıyor. Kargo hareketlerinde en belirgin ağırlığı, toplam gönderilerin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan 0-5 kilogram aralığındaki paketler taşıyor.
Navlungo Kurucu Ortağı ve CEO’su İsa Korkmaz, Türkiye’deki e-ihracatçıların hem ürün ağırlığı hem de hedef pazar bakımından dar bir alana sıkıştığını belirtti. Korkmaz, ihracatçıların rekabet gücünü artırabilmesi için farklı ülkelere ve yeni iş fırsatlarına yönelmesi gerektiğini söyledi. E-ihracat lojistiğinin yalnızca operasyonun son aşamasında ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Korkmaz, lojistik planlamanın daha en başta bir pazarlama unsuru olarak tasarlanması gerektiğini ifade etti.
ABD’nin Çin’e yönelik yaptırımlarının Türkiye’deki çeşitli sektörler açısından yeni fırsatlar yaratabileceğini kaydeden Korkmaz, bu gelişmelerin e-ihracat alanına da olumlu yansıyabileceğini dile getirdi. Özellikle ağır gönderilerin taşınmasında önemli pazar boşlukları bulunduğuna işaret eden Korkmaz, ihracatçıların bu alanları değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
İadeler yeniden satış sürecine dahil edilebilir
Asset GLI Yönetim Kurulu Üyesi Avşar Dada ise iade oranlarının e-ihracat operasyonlarında önemli bir başlık olduğunu söyledi. Avrupa’ya gönderilen ürünlerde iadelerin ortalama yüzde 38’e, ABD gönderilerinde ise yüzde 27-28 seviyesine ulaştığını belirten Dada, yaklaşık her 10 paketten 4’ünün geri dönebildiğine dikkat çekti.
Dada’ya göre iade edilen ürünler doğrudan zarar olarak değerlendirilmemeli. Doğru lojistik iş ortağı ve etkin dijital stok yönetimiyle, bir ülkede iade alınan ürünün başka bir pazardaki müşteriye yeniden satılabileceğini belirten Dada, bu yaklaşımın işletmelere yeni gelir fırsatları sunabileceğini ifade etti. Almanya gönderilerinde yalnızca navlun bedeline odaklanmanın yeterli olmadığını vurgulayan Dada; ürün kategorisi, hedef müşteri kitlesi, kapıdan teslimat koşulları ve tüketici alışkanlıklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yanlış lojistik planı işletmeleri zorlayabilir
İsa Korkmaz, lojistiğin yalnızca bir gider kalemi olarak görülmemesi, baştan sona yönetilmesi gereken operasyonel bir süreç olarak ele alınması gerektiğini belirtti. İhracatçıların kendi depolarını kurmaya çalışmasının veya iş modeline uygun olmayan depolar kullanmasının maliyetleri artırabildiğini aktaran Korkmaz, çevrim içi pazaryerlerinde hizmet kalitesi ve teslimat hızının da değişkenlik gösterebildiğini söyledi.
Korkmaz, hatalı lojistik tercihlerinin yalnızca teslimat performansını değil, işletmelerin sürdürülebilirliğini de etkileyebileceği uyarısında bulundu. Uygun olmayan planlama ve iş ortaklığı seçimlerinin bazı mağazaların kapanmasına kadar varabilen sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.




