Covent Garden Sinfonietta Bodrum Kalesi’nde sahnede
Covent Garden Sinfonietta, 4 ve 5 Eylül’de Bodrum Kalesi’nde Türkiye’deki ilk konserlerini verdi; seçkin eserler ve yıldız solistler büyük beğeni topladı.
Londra’daki Royal Opera House’un seçkin müzisyenlerini bir araya getiren Covent Garden Sinfonietta, 4 ve 5 Eylül tarihlerinde Bodrum Kalesi’nde sahne aldı. Orkestra, Türkiye’deki ilk performansında klasik müzik repertuvarının farklı dönemlerinden eserleri sanatseverlerle buluşturdu.
İki konseri Rus şef Philipp Chizhevsky yönetti. Svetlanov Devlet Akademik Senfoni Orkestrası’nın müzik direktörü ve başşefi olan Chizhevsky, Türkiye’de üçüncü kez dinleyici karşısına çıkarken Bodrum’da ilk kez sahne aldı. Konserlerin solistleri ise piyanist Adam Gutserieva ile çellist Dali Gutserieva oldu. Kardeş sanatçılar, Türkiye’deki üçüncü performanslarını gerçekleştirirken Covent Garden Sinfonietta ve Chizhevsky ile ilk kez aynı sahneyi paylaştı.
İlk gecede Wagner, Strauss ve Schubert
Serinin 4 Eylül’deki ilk konseri, Richard Wagner’in aşk ve yalnızlık temalarını işleyen Siegfried Idyll eseriyle başladı. Covent Garden Sinfonietta’nın özellikle viyola ve çello gruplarındaki uyumu, eserin duygusal yapısını öne çıkardı.
Programın dikkat çeken bölümlerinden biri Richard Strauss’un piyano ve orkestra için yazdığı Burleske oldu. Adam Gutserieva, teknik hakimiyetinin yanı sıra orkestrayla kurduğu güçlü uyum ve eserin duygu ile ironi arasındaki dengesini yansıtan yorumuyla dinleyicilerden alkış aldı.
Gecenin ikinci yarısında Franz Schubert’in 5. Senfonisi seslendirildi. Klasik dönem ile Romantik dönem arasında köprü kuran eser, yaylı ve üflemeli çalgıların dengeli birlikteliğiyle yorumlandı. Konser, Mascagni’nin Cavalleria rusticana operasından Intermezzo ile tamamlandı.
İkinci konserin öne çıkan eseri Strauss oldu
5 Eylül’deki konser, Carl Maria von Weber’in Oberon operasının uvertürüyle açıldı. Orkestra ve Chizhevsky’nin yorumu, Bodrum Kalesi’nin tarihi atmosferinde etkileyici bir müzik deneyimi sundu.
Dali Gutserieva, Pyotr Çaykovski’nin Rokoko Teması Üzerine Varyasyonlar adlı eserinde solist olarak yer aldı. Sanatçının 18. yüzyıldan kalma Guadagnini çellosundan çıkan yumuşak tını, orkestranın ölçülü eşliğiyle bütünleşti. Özellikle yedinci varyasyon olan Andante sostenuto, dinleyicilerin beğenisini kazandı.
İki günlük programın en kapsamlı bölümlerinden biri, Richard Strauss’un nadiren seslendirilen orkestra süiti Le Bourgeois gentilhomme oldu. Teknik açıdan zorlu eser, orkestranın tüm üyelerinin yanı sıra özellikle birinci keman grubu için önemli bir sınav niteliği taşıdı.
Bu bölümde solist olarak öne çıkan Sergey Levitin, St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu’nun eski başkemancısı ve Londra’daki Royal Opera House Orkestrası’nın başkemancısı olarak görev yapıyor. Virtüözite gerektiren solosunda güçlü tonu ve temiz artikülasyonuyla dikkat çeken Levitin, dinleyicilerden yoğun alkış aldı.
Philipp Chizhevsky ise eserin karmaşık yapısını dengeli tempolar ve kontrollü bir şeflik anlayışıyla yönetti. Şefin yaklaşımı, orkestranın farklı renklerinin belirginleşmesini ve Strauss’un eserinin bütünlüklü biçimde ortaya çıkmasını sağladı.
Londra ile Bodrum arasında müzik köprüsü
Covent Garden Sinfonietta’nın Bodrum Kalesi’ndeki iki konseri, Londra’nın köklü klasik müzik geleneğini kentin tarihi atmosferiyle buluşturdu. Farklı dönemlere ait eserlerden oluşan program, deneyimli dinleyicilerin yanı sıra klasik müzikle ilk kez kapsamlı bir konser ortamında buluşan sanatseverlere de hitap etti.
Chizhevsky, Adam Gutserieva ve Dali Gutserieva’nın performansları, orkestranın güçlü icrasıyla birlikte iki gece boyunca dinleyicilerden olumlu karşılık aldı. Coşkulu alkışlarla tamamlanan konserler, Covent Garden Sinfonietta’nın Türkiye’deki ilk buluşmasını hafızalarda yer eden bir kültür-sanat etkinliğine dönüştürdü.




