500 Gün Tutukluluk: Cesaret ve Direnişin Hikayesi

Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanlarının 500. gününde adalet arayışı ve siyasi baskılar üzerine bir değerlendirme.

Ekrem İmamoğlu ve gözaltına alınan diğer belediye başkanlarının tutukluluk süresinin 100. günü dolduğunda, bu durumun yarattığı derin üzüntüyü hissetmiştim. 100 gün, tutuklular ve onların aileleri için oldukça uzun bir zaman dilimiydi; ancak ülkemizde adaletin beklenmesi için bu süre ne yazık ki fazlasıyla kısa kalıyordu.

İçimden, “Umarım 100’ün ardından 200. gün, ardından 250. gün gelmez. Özgürlük daha fazla gecikmez!” diye geçirmiştim. Fakat geçen hafta sonu, bu süre 500 güne ulaşmıştı.

500 gün tutukluluk! Şu an için ne olacağı belirsiz. Ülkemizde özgürlük, birçok şey gibi, pazarlığa tabi hale gelmiş durumda.

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte mücadele edenlerin pes etmemesi, teslim olmaması sayesinde bu 500 güne gelindi.

***

Bir buçuk yıldır ele aldığımız karmaşık durumun en çetin noktasına gelinmiş durumda. Bir yanda “terörsüz Türkiye” hedefi, diğer yanda ise “muhalefetsiz Türkiye” süreci devam ediyor. Terörsüz Türkiye bağlamında, AKP ile DEM arasında yoğun bir pazarlık sürmekte. Bu pazarlık, siyasi alanların nasıl şekilleneceğinin belirleyicisi olacak. Herkesin kapsanıp kapsanmayacağı, PKK ile bağlantılı olanların nasıl bir muamele göreceği gibi sorular gündemde. DEM, “Suç işleyen herkesle ilgili adımlar atılmalı, herkesin siyaset yapabilmesi için özgürlük sağlanmalı” derken, AKP, “Toplumda tepki yaratmayacak bir başlangıç yapmalıyız” vurgusu yapıyor. MHP ise, “Ne gerekiyorsa bir an önce yapalım” diyerek aceleci bir tutum sergiliyor.

Bu hafta, bu iki görüş arasında bir taslak oluşturuldu ve çerçeve yasa önerisinin içeriği üzerinde yoğun tartışmalar yaşanacak.

Muhalefetsiz Türkiye süreci de kritik bir dönemeçte. 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası yaşanan saldırıların üç ana başlık altında toplandığını daha önce belirtmiştik: Belediye başkanlarının tutuklanması, rozetlenmesi ve kongrelerin engellenmesi. Son bir ay içinde, üç belediye başkanının tutuklanması, üç başkanın rozetlenmesi ve kurultayların iptal edilmesi gibi olaylar yaşandı.

Geçen hafta sonu Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş gözaltında tutuklanmayı beklerken, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, Şile Belediye Başkanı Sacit Terzi ve Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl rozetlerini takmayı bekliyordu. Butlan yönetimi ise bu gelişmeleri “titizlikle” izliyordu.

***

500. güne geri dönersek, Anadolu insanı açlığın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini çok iyi bilmektedir. “Aç kalan toplum tüm değerlerini yer” derler. Aynı şekilde, “Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin” sözü de günümüz Türkiye’sinde şu şekilde yorumlanabilir: “Allah kimseyi özgürlükte terbiye etmesin!” Belediye başkanlarının tutuklanma sürecinde, alt düzey bürokrasiden bazı kişilerin bu duruma maruz kaldığı ve “Bize her şeyi söyle, yoksa buradan çıkamazsın” tehdidiyle karşılaştıkları biliniyor. Bu noktada özgürlük ile başkanlarını “satma” arasında kalıyorlar.

Son örnek olarak Erdal Beşikçioğlu, belediyedeki sorunları tespit ettikten sonra durumu yetkililere bildirmiş ve bunun sonucunda kendisi tutuklanmıştır. Gizli ya da açık itiraflarla karşı karşıya kalanlar, cesaretle direnenler, yarınlara umut taşımaya devam edeceklerdir.

Uğur Mumcu bu tür durumlarda, cesaretin önemini vurgulayarak, “Korkak bin kez, cesur bir kez ölür!” derdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu