Şirketler COP31 öncesi iklim hedeflerini nasıl uygulayacak?
COP31 hazırlıkları sürerken özel sektörün iklim eylemine katkısı ele alındı; biyolojik çeşitlilik, su yönetimi ve adil geçiş için somut adımlar gündemde.
Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde özel sektörün iklim çalışmalarındaki katkısını artırmaya yönelik toplantı düzenlendi. İstanbul’daki buluşmada şirketlerin yalnızca yeni taahhütler açıklaması değil, bu hedefleri yatırımlara ve üretim süreçlerine yansıtması gerektiği ele alındı.
- Biyolojik çeşitlilik ve su kaynaklarıyla bağlantılı riskler değerlendirildi.
- Su verimliliği ve havza temelli ortak çalışma modelleri gündeme geldi.
- Düşük karbonlu ekonomiye geçişin çalışanlar ve yerel topluluklara etkisi incelendi.
- Yeni beceriler, istihdam ve kamu-özel sektör-eğitim iş birlikleri konuşuldu.
Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Milletler Türkiye ve UN Global Compact Türkiye iş birliğiyle yürütülen “COP31’e Doğru İklim Eylemi Gündeminde Özel Sektörün Rolü – Özel Sektör Katılım Serisi”nin üçüncü yuvarlak masa toplantısında “Biyolojik Çeşitlilik ve Adil Geçiş” başlığı işlendi. Görüşmelerde, iklim hedeflerinin sektörlerin dönüşüm planlarına nasıl aktarılabileceği üzerinde duruldu.
Finansman ve uygulama vurgusu
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, özel sektörün sürece katılmadığı çalışmaların kalıcı olamayacağını söyledi. Ağırbaş, hedeflerin uygulanması ve ölçülmesi için sorumlulukların netleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Hedefimiz yalnızca ‘ne yapılmalı’ sorusuna değil, ‘kim yapacak, nasıl yapacak ve nasıl ölçecek’ sorularına da cevap vermek” dedi.
Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı ile VakıfBank iş birliğiyle 10 milyar liralık finansman paketinin kullanıma sunulduğunu aktardı. Türkiye’deki bankalarla önümüzdeki iki yıl içinde yapılması planlanan iş birlikleriyle 100 milyar lirayı aşan finansman paketine ulaşılması hedefleniyor.
COP31’in yeni taahhütlerin yanı sıra sahadaki uygulamaların da ele alındığı bir süreç olması gerektiğini ifade eden Ağırbaş, “Biz diyoruz ki COP31 herkesin COP’u olsun. Sahanın gerçeklerinin konuşulduğu bir toplantı olsun” diye konuştu. İklim krizinin sahadaki etkilerinin diplomasi masasına taşınması ve çalışmaların sonuç odaklı yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Doğal kaynaklar ve adil geçiş
Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde A. Ahonsi, iklim eyleminin doğal kaynakların yönetiminden ayrı ele alınamayacağını kaydetti. Ahonsi, COP31’in sürdürülebilir kaynak kullanımıyla adil geçişi uygulamaya dönüştürmek için fırsat sunduğunu söyledi.
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Erbil Bayçöl ise temiz enerjiye geçiş ve yeşil sanayileşme sürecinde kapsayıcı politikaların önemine dikkat çekti. Çalışma gruplarında şirketlerin doğa ve su kaynaklarıyla ilgili riskleri, su tasarrufu uygulamaları ve doğayla bağlantılı hedefleri ele alındı.
Diğer çalışma grubunda, düşük karbonlu ekonomiye geçişin sektörler, çalışanlar ve yerel topluluklar üzerindeki sonuçları değerlendirildi. Çalışanların yeni beceriler edinmesini sağlayacak adımlar ile kamu, şirketler ve eğitim kurumları arasındaki iş birliği seçenekleri görüşüldü. Toplantıdaki önerilerin, COP31 sürecinde Türkiye özel sektörünün iklim taahhütleri ve tematik katkılarına temel oluşturması amaçlanıyor.



