Nikâh türleri: Şiğâr, mut’a ve eski uygulamalar

Nikâh türleri arasında yer alan şiğâr, mut’a, istibdâ ve makt uygulamaları nasıl tanımlanıyor? Evlilikte rıza, mehir ve ilan neden önem taşıyor?

Evlilikte karşılıklı rıza, mehir, şahitlik ve ilan gibi şartlar öne çıkarken, kadınları seçme ve söz hakkından mahrum bırakan bazı eski nikâh uygulamaları kabul edilmedi. Şiğâr, mut’a, nikâhu’l-istibdâ ve nikâhu’l-makt, bu uygulamalar arasında yer aldı.

  • Şiğâr nikâhı: Erkeklerin, istedikleri evliliği gerçekleştirmek için kızlarını veya kız kardeşlerini karşılık olarak vermesine dayanıyordu.
  • Mut’a nikâhı: Belirli bir süreyle sınırlı geçici evlilik biçimi olarak uygulanıyordu.
  • Nikâhu’l-istibdâ: Bir erkeğin eşini, toplumda itibarlı görülen başka bir erkekle birlikte olmaya zorlaması şeklinde görülüyordu.
  • Nikâhu’l-makt: Ölen erkeğin dul kalan eşinin, yakınları tarafından miras gibi sahiplenilmesini ifade ediyordu.

Şiğâr nikâhında kadınların rızası yok sayılıyordu

Şiğâr uygulamasında bir erkek, evlenmek istediği kadının babasına kendi kızını ya da kız kardeşini eş olarak vermeyi teklif ediyordu. Bu düzen içinde kadınların eş seçme ve mehir isteme hakları bulunmuyordu. Evlilik, tarafların özgür iradesinden çok iki erkek arasındaki değiş tokuşa dönüşüyordu.

Hz. Peygamber’in “İslâm’da şiğâr yoktur.” sözüyle bu uygulamanın reddedildiği aktarılır. Bu anlayışa benzeyen berdel veya değiş tokuş evliliklerinde, taraflardan birinin yaşadığı ailevi sorunun diğer evliliğe de yansıdığı belirtilir. Bir evlilikteki boşanmanın, başka bir çiftin ilişkisini de sona erdirebilmesi bu tür düzenlemelerin doğurabileceği sonuçlar arasında gösterilir.

Mut’a nikâhı geçici bir uygulama olarak anlatılıyor

Mut’a, ticaret veya savaş gibi sebeplerle yaşadığı yerden ayrılan erkeklerin, gittikleri bölgede kalacakları süre kadar yaptıkları geçici evlilik şeklinde tanımlanır. Bu uygulamada kadının erkeğin eşyalarını koruduğu ve yemeğini hazırladığı aktarılır.

İlk dönemlerde, uzun süren seferler sırasında belirli şartlarla izin verilen mut’a nikâhının daha sonra yasaklandığı bildirilir. Ali b. Ebû Tâlib’den aktarılan rivayette, Hayber günü mut’a nikâhının yasaklandığı belirtilir. Rebî’ b. Sebre’nin babasından naklettiği hadiste ise şu ifade yer alır: “Ey insanlar, kadınlarla mut’a nikâhı yapmanız konusunda size izin vermiştim. Ama Allah bunu kıyamet gününe kadar haram kılmıştır.”

Mut’a uygulamasına ilişkin iznin, dönemin şartları çerçevesinde ve geçici olduğu; daha sonra kesin biçimde kaldırıldığı anlatılır. Bu nedenle nikâhın geçici birliktelik ya da kişisel arzular için kullanılmaması gerektiği vurgulanır.

İstibdâ ve makt uygulamaları ne anlama geliyordu?

Nikâhu’l-istibdâda erkek, eşini toplumun önde gelenlerinden biriyle birlikte olmaya zorluyor, kadının hamile kaldığı anlaşılıncaya kadar da onunla ilişkiye girmiyordu. Amaç, çocuğun soyunda veya itibarlı kabul edilen kişinin özelliklerinden yararlanmak olarak aktarılır.

Âişe’den nakledilen anlatımda, dönemin başka bir uygulamasında kadının doğan çocuğu beraber olduğu erkeklerden birine nispet ettiği; bir diğerinde ise birçok erkekle birlikte olan kadının, doğumdan sonra çocuğu benzerlik üzerinden bir erkeğe bağladığı belirtilir. İslâm’ın gelişiyle, insanların uyguladığı nikâh dışındaki bu tür evliliklerin kaldırıldığı ifade edilir.

Nikâhu’l-makt uygulamasında ise ölen erkeğin yakınlarından biri, dul kalan kadının üzerine elbise atarak onun üzerinde hak iddia ediyordu. Kadına seçme imkânı tanınmadan gerçekleştirilen bu uygulamada, kadının erkeğin mirası arasında görüldüğü aktarılır. İslâm sonrasında, babasının evlendiği kadınla evlenmek isteyen bir kişi hakkında, bu davranışı yasaklayan ayetin indiği belirtilir.

Evlilikte rıza ve ilan şartı öne çıkıyor

Evliliğin zorla, şiddetle veya hileyle kurulamayacağı; kadın ve erkeğin karşılıklı rızasının bulunması gerektiği belirtilir. Aile büyüklerinin onayı önemsenmekle birlikte, bu onayın evlenecek kişinin iradesinin yerine geçemeyeceği aktarılır. Rızası dışında evlendirilen Hansâ bnt. Hizâm’ın şikâyeti üzerine nikâhının meşru olmadığına hükmedildiği anlatılır.

Gizli nikâhların ise icap, kabul ve şahit şartlarını taşısa bile evliliğin ilan edilmesi yönündeki emre aykırı olması nedeniyle sakıncalı görüldüğü belirtilir. Nikâhın ilanı, birlikteliğin toplum tarafından bilinmesini ve aile bağının tanınmasını amaçlar.

Metinde ayrıca aynı anda iki kız kardeşle evlenilemeyeceği, bir kadınla halası veya teyzesinin aynı nikâh altında birleştirilemeyeceği ve bir erkeğin eş sayısının dörtle sınırlandırıldığı aktarılır. Bu çerçevede nikâh; rıza, şahitlik, mehir, aile onayı ve ilan gibi unsurlarla kurulan, tarafların haklarını korumayı hedefleyen bir sözleşme olarak ele alınır.

Kaynak:

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu