Göz hastalıklarında erken tanı hangi riskleri önlüyor?

Erken tanı, göz tümörlerinde görmenin korunmasına yardımcı olurken üveit ve keratokonusta kalıcı hasar ile kornea nakli riskini azaltabiliyor.

Göz hastalıklarında belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek, bazı durumlarda kalıcı görme kaybı ve ileri tedavi ihtimalini artırabiliyor. Göz tümörleri rutin göz dibi muayenesinde fark edilebilirken, üveitte kapsamlı değerlendirme; keratokonusta ise erken takip önem taşıyor.

  • Göz tümörleri bazen herhangi bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebiliyor.
  • Üveit, kontrol altına alınmadığında kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.
  • Keratokonusta geç tanı, ileri aşamalarda kornea nakli gerektirebiliyor.
  • Kornea tomografisi ve düzenli kontroller, hastalığın ilerleyişinin izlenmesine yardımcı oluyor.

Göz tümörleri belirti vermeden saptanabiliyor

Oküler onkoloji; iyi huylu damarsal oluşumlardan gözün kendi dokusundan kaynaklanan kötü huylu tümörlere ve başka organlardaki kanserlerin göze yayılmasına kadar farklı tablolarla ilgileniyor. Bazı tümörler görme azalması, eğri görme veya ışık çakmalarıyla kendini gösterebilirken, bazıları hiçbir yakınma oluşturmadan ilerleyebiliyor.

Prof. Dr. Samuray Tuncer, rutin göz dibi muayenesinin hastanın fark etmediği oluşumların belirlenmesini sağlayabildiğini belirtti. Çocuklarda göz bebeğinde beyaz parlama ve şaşılığın retinoblastom açısından uyarıcı olabileceğini söyleyen Tuncer, erken tanının görmenin, bazı durumlarda ise yaşamın korunması bakımından önem taşıdığını aktardı.

Tedavi; tümörün türü, boyutu, bulunduğu bölge ve hastanın klinik özelliklerine göre planlanıyor. Termoterapi ve kriyoterapinin yanı sıra radyoaktif plak yöntemi de seçenekler arasında yer alıyor. Bu uygulamada kişiye özel hazırlanan plak, genel anestezi altında tümörün üzerindeki skleraya dikiliyor ve gerekli doz tamamlandıktan sonra yaklaşık 3-10 gün içinde ikinci bir ameliyatla çıkarılıyor. Tümörde küçülme çoğunlukla plak uygulamasından 3-6 ay sonra başlıyor; ameliyatın ardından geçici büyüme ve retina dekolmanında artış görülebiliyor.

Üveitte göz bulguları tek başına değerlendirilmiyor

Üveit, göz içinde gelişen iltihaplanma olarak tanımlanıyor ve ataklarla tekrarlayabiliyor. Prof. Dr. Merih Oray, tanı sırasında gözdeki bulgularla birlikte kişinin sağlık geçmişinin de ele alınması gerektiğini söyledi. Hastalık yalnızca gözle sınırlı kalabileceği gibi Behçet hastalığı, ankilozan spondilit, romatizmal hastalıklar, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı enfeksiyonlarla ilişkili de gelişebiliyor.

Eklem ağrısı, ağız yarası, cilt bulguları, geçirilmiş enfeksiyonlar ve kullanılan ilaçlar tanı sürecinde değerlendirilen ipuçları arasında bulunuyor. Gerektiğinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışması gerekiyor. Optik koherens tomografi, göz anjiyografisi, özel göz fotoğrafları ve laser flaremetre, hastalığın gözün hangi bölümünü etkilediğini ve ne kadar aktif olduğunu göstermeye yardımcı oluyor.

Oray, “Geç muayene kalıcı görme kayıplarına yol açabilir” dedi. İleri durumlarda anjiyografi, ultrasonografi ve ERG gibi yöntemlere başvurulabildiğini belirten Oray, ICG adı verilen boyayla yapılan anjiyografinin şüpheli olgularda tanıya yardımcı olabildiğini aktardı. Üveit ilerlediğinde göz bebeğinde şekil bozukluğu, katarakt ve göz tansiyonu yüksekliği gibi kalıcı etkiler görülebiliyor.

Keratokonusta takip geciktirilmemeli

Keratokonus, kornea dokusunun incelerek öne doğru sivrilmesiyle ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, hastalığın özellikle çocukluk ve gençlik döneminde hızlı ilerleyebildiğini, geç tanının kornea nakline kadar gidebildiğini belirtti. Kornea nakli için başvuran hastaların üçte birinin keratokonus hastası olduğunu ifade eden Kubaloğlu, erken tanının önemine dikkat çekti.

Tanıda ayrıntılı göz muayenesinin yanı sıra kornea tomografisi kullanılıyor. Tomografi, korneadaki incelme ve şekil değişikliğini değerlendirmeye yardımcı olurken düzenli kontroller hastalığın aktif biçimde ilerleyip ilerlemediğini gösteriyor. Kaşıntı nedeniyle gözleri sık ovalamak, korneadaki incelme ve sivrilmeyi artırabiliyor.

Tedavi kararı korneanın kalınlığı, hastalığın derecesi, ilerleme durumu ve görme ihtiyacı birlikte değerlendirilerek veriliyor. Erken dönemde ilerlemeyi sınırlamak amacıyla çapraz bağlama, yani Cross-linking uygulanabiliyor. Gözlük ve kontakt lensle yeterli görme sağlanamadığında kornea içi halka ve kornea topografisi kılavuzlu lazer tedavileri değerlendiriliyor; ileri evrede ise kornea nakli seçenekler arasında bulunuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu