Gizli şeker riskini azaltmak için neler yapabilirsiniz?
Gizli şeker çoğu zaman belirti vermiyor. Kan şekeri taramaları, kilo kontrolü, düzenli hareket ve beslenme değişiklikleri diyabet riskini azaltabiliyor.
Gizli şeker olarak bilinen prediyabet, kan şekeri değerlerinin normalin üzerine çıktığı ancak Tip 2 diyabet düzeyine ulaşmadığı dönemi ifade ediyor. Bu aşamada yapılacak yaşam tarzı değişiklikleri, Tip 2 diyabetin gelişmesini önlemeye ya da geciktirmeye yardımcı olabiliyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, prediyabetle ilgili değerlendirmesinde düzenli taramaların ve günlük alışkanlıkların önemine dikkat çekti.
Gizli şeker belirti verir mi?
Prediyabet çoğunlukla belirti göstermiyor. Bu nedenle kişinin gizli şekeri olup olmadığını anlamasının yolu düzenli sağlık kontrolleri ve kan testlerinden geçiyor. Kan şekeri Tip 2 diyabet düzeylerine yaklaşmaya başladığında ise bazı erken işaretler görülebiliyor.
- Özellikle geceleri sık idrara çıkma
- Yoğun susama
- Düzenli beslenmeye rağmen belirgin açlık hissi
- Yorgunluk ve tükenmişlik
Bu belirtiler tek başına tanı anlamına gelmiyor. Prediyabetin belirlenmesi için kan şekeri ölçümlerinin değerlendirilmesi gerekiyor.
Tanıda hangi testler kullanılıyor?
Açlık kan şekeri testi için en az sekiz saat boyunca su dışında yiyecek ve içecek tüketilmemesi gerekiyor. Bu ölçüm, temel ve kapsamlı metabolik testlerin içinde de yer alabiliyor. HbA1c testi ise son iki ila üç aylık dönemdeki ortalama kan şekeri düzeyi hakkında bilgi veriyor.
Değerler şu aralıklarda olduğunda prediyabet söz konusu olabiliyor:
- Açlık kan şekeri: 100-125 mg/dL
- HbA1c: yüzde 5,7-6,4
Açlık kan şekerinin 100 mg/dL’nin altında olması normal kabul edilirken 126 mg/dL ve üzerindeki değerler diyabet düzeyini gösteriyor. HbA1c değerinde yüzde 5,7’nin altı diyabet olmadığını, yüzde 6,5 ve üzeri ise diyabet düzeyini ifade ediyor.
Gizli şeker nasıl kontrol altına alınabilir?
Prediyabet döneminde beslenme ve hareket alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler kan şekeri kontrolüne katkı sağlayabiliyor. Vücut ağırlığının yüzde 7’sini kaybetmenin, Tip 2 diyabet riskini yarıdan fazla azaltabileceği belirtiliyor.
- Haftada toplam 150 dakika, günde 30 dakika ve haftada 5 gün hareket etmeyi hedeflemek
- İlave şeker tüketimini azaltmak
- Basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratları tercih etmek
- Hazır gıdaları azaltıp ev yemekleri ve sebze tüketimini artırmak
Egzersiz, vücudun insüline duyarlılığını artırırken kan şekerini kullanabilen kasların gelişmesine de yardımcı oluyor. Beslenmede yapılacak küçük değişiklikler de kan şekeri düzeylerinin düzenlenmesine katkı sağlayabiliyor.
Prediyabet neden ortaya çıkıyor?
Prediyabetin başlıca nedenleri arasında insülin direnci bulunuyor. İnsülin direncinde kas, yağ ve karaciğer hücreleri insüline yeterince yanıt vermiyor. İnsülinin yetersiz kalması veya vücut tarafından doğru kullanılamaması kan şekerinin yükselmesine yol açabiliyor.
Genetik özellikler, özellikle karın ve organ çevresinde biriken yağ, hareketsizlik, kronik stres, yetersiz uyku ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi insülin direnciyle ilişkilendiriliyor. Uzun süreli steroid kullanımı ile hipotiroidizm ve Cushing sendromu gibi hormonal bozukluklar da etkili olabiliyor.
Kimler daha yüksek risk taşıyor?
- Ailesinde Tip 2 diyabet öyküsü bulunanlar
- Fazla kilolu veya obez kişiler
- Düzenli egzersiz yapmayanlar
- 45 yaş ve üzerindekiler
- Sigara kullananlar
- Gebelikte diyabet geçirenler
- Uyku apnesi veya polikistik over sendromu bulunanlar
Prediyabetin en önemli sonucu Tip 2 diyabete dönüşmesidir. Bu dönüşüm gerçekleştiğinde kalp krizi ve inme, sinir hasarı, göz sorunları ve böbrek hastalıkları açısından risk artabiliyor.
Kontrol edilmezse hangi sorunlara yol açabilir?
Tip 2 diyabet; kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon, görme kaybı, karaciğer yağlanması ve kronik böbrek yetmezliğiyle ilişkilendiriliyor. Ayrıca kanser ve enfeksiyon riskini artırabildiği, beyin hastalıkları ile el ve ayaklarda his kaybına yol açabildiği belirtiliyor. Cinsel işlev bozukluğu, depresyon ve duygu durum sorunları da görülebiliyor. Felç riskinin üç ila dört kat artabildiği, Alzheimer riskinin ise dört kat yükseldiği ifade ediliyor.
Stresi yönetmek, sigarayı bırakmak, uyku sorunlarını ele almak ve yüksek kolesterol ile yüksek tansiyon gibi eşlik eden durumları kontrol altında tutmak risk faktörlerinin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Bununla birlikte genetik riskin güçlü olduğu bazı durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri tek başına yeterli olmayabiliyor.




